İSİMSİZ (BİR İSİM GEREKLİ Mİ?)
di // pubblicato il 19 Ottobre, 2011
12. Uluslararsı İstanbul Bianali 'İsimsiz' adıyla yaklaşık bir aydır devam ediyor. Bieanal önceki yıllarla kıyaslandığında, özellikle mekansal ve mimari anlamda büyük farklılıklar içeriyor. Öncelikle İstanbul bienallerinin bazı yıllar tarihi mekanlara, bazı yıllarsa İstanbul’u kat edecek şekilde şehrin değişik alanlarına yayılmasına karşın; bu seneki bienal sadece iki binada toplandı: Antrepo 3 ve Antrepo 5. Bir labirenti andırırcasına odalar arasında geçişler yapılarak gezilen bienalden çıkılmak istendiğinde bu odaları çevreleyen koridorlar kolaylık sağlıyorlar.

Bienal, isimsiz adıyla dikkatleri küratörler Adriano Pedrosa ve Jens Hoffman 'a ilham kaynağı olan Kübalı – Amerikalı kavramsal sanatçı Felix-Gonzales Torres'e çekti. 20 yy.güncel sanatının en önemli isimlerinden olup, post-minimalist ve kavramsal sanat alanında değerlendirilen, 1996 yılında AIDS'ten ölen Gonzales Torres hemen hemen bütün işlerini isimsiz bırakarak bunu anlamın zaman ve mekanda değişkenliğine bağlıyor. Sanatçı işlerinde sanatın biricikliğine ve dokunulmazlığına karşın, onu deneyimlemeye ve hatta tüketmeye dayanan yeni bir anlayış sunmakta. Gonzales-Torres ve sanatının bu yıl bienal kadar konuşulduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır.
Bienal; her biri Gonzales-Torres'in işlerinden yola çıkan, İsimsiz (Soyutlama), İsimsiz (Ross), İsimsiz (Pasaport), İsimsiz (Tarih) ve İsimsiz (Ateşli Silahla Ölüm) adlı karma sergilerin yanı sıra elliden fazla kişisel sergi grubundan oluşuyor. Bienaldeki eserlerin çoğunda doğrudan ya da örtük biçimde Gonzales-Torres'in eserlerine yapılan göndermeler bulunuyor. Bienal yine Gonzales-Torres'e ait bir söz olan ''Bütün politik hareketlerin en başarılısı 'politik' görünmeyendir.'' 'i anımsatırcasına politik oluşu göze doğrudan çarpmayan ama altında ciddi ve güçlü içerikler barındıran işlerden oluşuyor.

İsimsiz (Ross) bölümü, sanatçının 1991 yılına ait aynı isimli bir işine gönderme yapıyor. Bu iş Ross’u, sanatçının AIDS'ten ölen sevgilsini temsil ediyor. Serginin izleyicileri bu şekerleri tüketirken aslında Ross'un bedeninden de yemektedirler. Her seferinde bu şekerlerin yerlerine yenileri eklenirken, bu bedenin temsili de aynı şekilde yenilenmektedir. Bienalin bu bölümü ''eşcinseller arası aşk, ilişkiler, aile, kimlik, arzu, cinsellik, kayıp'' gibi konular üzerine odaklanıyor. Gonzales-Torres'in Ross öldükten sonra boş yatağını siyah-beyaz bir fotoğrafla sergilemesine benzer biçimde Tammy Rae Carland'ın Lezbiyen Yatakları (2002), Kutluğ Ataman'ın eski ilişkisinden bir yatağı heykele dönüştürmesine dayanan Forever'i (2011) ve Jonathas de Andrade'nin 1'de 2'si (2010)'si bulunuyor. Kutluğ Ataman'ın ''homoseksualite teşhisiyle'' askerlik yapmaya elverişli olmadığının belgesi, devletin birey üzerine dayattığı normalite kriterlerini ve bireyi tüm ayrıntılaryla çalışarak askerlik yapmaya elverişli olup olmadığına karar verişini doğrudan iletiyor.
![Jonathas de Andrade, 2 in 1 [2 em 1]](http://www.artearti.net/?ACT=34&fid=38&d=2819&f=istanbul_3__ph_nathalie_barki_03.jpg)
İsimsiz (Tarih) bölümü, Nicolas Bourriaud'un bir konferansta söylediği gibi 'Tarihin öznesi kim?' sorusu üzerine düşündürüyor. Tarihin değişik dönemlerde değişik iktidarlar tarafından nasıl yazılıp, bozulup, tekrar yazıldığını gözler önüne sererken, buna alternatif yazış biçimleri öneriyor. Küratörlere göre bölüm 'tarih yazmak, tarihin yazdıkları ve yazmanın tarihi' üzerine odaklanıyor.

Cevdet Erek'in latin ve arap harfleriyle işaretlediği ve ''1923'', ''1960'', ''1971'', ''1980'' ve ''2009''u, Türkiye'nin kuruluşundan bu güne kadar gerçeklşeen askeri darbeleri gösteren cetveli ''Darbe Cetveli''adını taşımakta. Tam karşısında bulunan Aydan Murtezaoğlu'na ait Karatahta, Atatürk'ün halka yeni latin harflerini öğrettiği bir fotoğraftan esinleniyor. Türkiye'de bir günde gelen harf devrimi, geride bırakılan bir tarihi hatırlatırken, küratörlerin de değindiği gibi yazmanın tarihine de işaret ediyor.

Yine bu bölümde, çeşitli devletlere ait gizli belgeler, FBI dosyaları, bireysel olup politik meselelere işaret eden mektuplar, çeşitli fotoğraflar bulunuyor. Sansür, yasak, üzerini örtme gibi konular ve boşlukları ve gölgede kalmışlıklarıyla bu belgeler, tarihin değişik dönemlerde değişik algılanışlarına tanıklık ediyorlar.
![Claire Fontaine,The Society of the Spectacle Brickbat [La Société du Spectacle brickbat],](http://www.artearti.net/?ACT=34&fid=38&d=2819&f=istanbul_6__ph_nathalie_barki_01.jpg)